Güncel Haberler & Duyurular

Yenilikler bu başlık altında...

“ressam aydın bilgin”

 

Her insan gibi fiziksel ve zihinsel değişimin koşulları ve şuuruyla yapıcı,birleştirici, varlık ve yokluğun ters orantısının farkında bir kul, Büyük Yaratıcı’nın görmemi istediği kadarını görebilen ve gösterebilen, Doğa’yı ve İnsanları Yunus yüreği ile sevmeye çalışan, hayretler içinde; biçim, renk ve formları yalın bir sunuşla gösterirken ayna olmaya, izleyiciyi olabildiğince tuvalin önünde tutmaya çalışan bir resim sanatçısıyım.Resimlerimden ne anladığınız ruhumdan yansımalar ve insancıl bir yorumdur.Bir tablayu ortalama bir ayda titiz bir çalışma ile sonuçlandırırım.Her çalışmamı tasarlarım, tabi tasarıma varmadan önce konunun yüreğimi sarsması gerekir.Çok pervasızım, elimde değil.Konu düşündürmeli ve etkilemeli.Resmin klâsik kurallarını ve altın ölçüyü kullanmak hoşuma gider.Formları ve anlamlarını tablonun ritmi içinde izleyebilirseniz ne anlatmak istediğim kolayca anlaşılır.Her tablomun konusu şiirsel bir hikâyedir adeta.Güncel hayatımda çoğunlukla suskun ancak çok dikkatli ve derlemeciyim.Duyu ve algılarımı araştırır, tahlil eder vicdanımın mihenk taşına vurur,sentezler ve gösteriye sunarım.Yarım saatte bir tuvalimi net görebileceğim bir mesafede zaman zaman kendi yörüngesinde çevirir dururum.
Resmin kompozisyonu açısından denge sorunlarını çözümler, noksanlıkları ve unutulanları tamamlar, tablomu acımasızca eleştirir, yapılması gereken ne varsa mutlaka yaparım.En sonunda tatmin olmalıyım yaptığım işten.İşin en acı tarafıda onlardan ayrılamıyorum.Benden bir parça olup çıkıyor.Ancak eninde sonunda ayrılık olacaktır.Hocalarımızdan içtenliği aldık öğrencilerimize bağışladık o nedenle tiyatro sanatçısı olan öğrencimde rollerini içtenlikle oynar, manav olan öğrencim de rengârenk tezgahını ustaca kompoze eder.Hepsi en iyilerdir, mesleklerinin zirvesindeler.Bir eğitimci olarak aldığım haz ve gurur anlatılır gibi değil.Konya Mevlâna  Gülbahçe yanındaki Akademik Resim Atölyem’de (ARA) kısa bir resim eğitimi verdiğim ve şu sıra Kaliforniya’da yaşayan öğrencim Shir Gordon şahsıma yazdığı bir metinde  şöyle der:
              
- Ruhunuzun derinliğindeki ışığı görüyorum.Bu nedenle kolay kolay yaşlanmayacaksınız.İçinizdeki ışığı hiç bir zaman kaybetmemenizi dilerim.Anlayışınıza ve size, buradan  selâmlar Shir Gordon.
Sanatımda kullandığım resim teknik ve tarzları:
           Öncelikle Sfumato ve ifadeli realist yada sürrealist kolaj.Akımlar:Realizm, Sürrealizm, Bilimkurgu, Kübizm, Klâsizm, Süperfizik, Expresyonizm, Empresyonizm, Fantastizm,  Anlatımcılık, Formizm, Soyut sembolizm ve Sosyal gerçekçilik’tir.Eserlerimin efektlerinde Sinema’nın oldukça etkisi vardır.
                   İnsan Hakları, Demokrasi, Eşitlik, Özgürlük, İnanç Özgürlüğü, Sosyal Adâlet, Doğallık, Doğa ve  Çevre Sevgisi başlıca ilgi alanımdır.Haksızlığa dayanamam bir şekilde tepki veririm, eninde sonunda.....
                   Bir çok sanatla uğraştım, bilirim.Ancak başlıca sanat hobilerim:Fotoğrafçılık, Grafik Tasarımcılık,Tanıtım Hizmetleri(Reklâmcılık), El Sanatları, Serigraf Baskı, Karikatür, Şiir, Hikâye ve Roman’dır.
                   Amacım topluma estetik ölçüler içinde insanca mesaj vermek ve düşündürmektir.Ve ne tuhaftır ki para için resim yapmayı bir türlü beceremiyorum ne hikmetse.Ressam olmasaydım: Kapitalizm gemisini batıran devâsa bir Aysberg olmak isterdim.Çünkü sosyal düzeninde her gün ölüp yeniden kendi küllerinden doğan Zümrüdanka kuşu gibiyim .İnsan sömürüsü üzerine kurulan bu Dünya’da hayata karşı; AYSBERG kadar güçlü, ZÜMRÜDANKA kuşu kadar tükenmeyen bir dirence sahip olmak gerekir, diye düşünüyorum.
                                                                    Aydın Bilgin        


DOĞA, İNSAN VE SANAT.....
İnsanoğlu, Büyük Yaratıcının iradeyi eline verdiği andan itibaren maddî ve manevî çeşitliliğiyle  Dünya’ya hükmetmeye ve çıkarları uğruna şuurlu ya da şuursuz şekil vermeye, biçimlendirmeye ve plânlamaya çalışıyor.Ona yeryüzü bağışlandı ve insan yaşadıkça da doyumsuz ruhunun isteklerini tatmin etmeye devam edecektir.Ne varki şu uzun insanlık tarihi boyunca Doğa’ya yani içinde yaşadığımız fiziki mekâna saygılı olmayı öğrenemedik, onun yaşamımız ve gelecek nesillerimiz için hayatî önemini yeni yeni kavramaya başladık, ancak mücadelemiz zorlu geçiyor, Doğa tahrip ediliyor, bitki örtüsü, hayvanlar ve dahi insanlar yok ediliyor, tüketiliyor.Bir büyük çelişki içinde insanoğlu.Bugün yaşadığımız felâketler cezamızdır ve ceza giderek adeta tavan yapmaktadır.Doğa’nın yok olduğu yerde hangi insandan ya da sanattan bahsedeceksiniz.Bazı bilim adamları bu yok edilişin gayet tabii olduğunu söyleselerde kasden ve bilerek yapıldığını herkes gibi  bende çok iyi biliyorum.Herşey doğal akışı içinde tecelli etmiyor.Bu yüzden Dünya’nın hep kasıtlı olarak ters döndürüldüğüne  inanıyorum, istisna dönemler dışında.Doğa belgeselleri ile Dünya’yı tanıma şansına sahibiz teknoloji sayesinde.Teknolojiyi güzel ve faydalı şeyler uğruna kullanabilseydik sadece, kıyamet bile kolay kolay kopmazdı herhalde.Oysa kıyametimiz yavaş yavaş kopuyor.Seyrediyoruz, seyrediliyoruz.Heryerde tehlike var.Bir başka biçimde insanın yalnızlığına son verildi artık.                                                                                          

GENÇ RESİMSEVERLERE.....

Genç arkadaşım, eğer samimi isen sanatının sana sunduğu bu yol haritasında dikenler, taşlar, çıkmaz sokaklar, lâbirentler, acılar, uçsuz bucaksız ve susuz bir çöl vardır (En azından bana böylesi nasipmiş).Çölün sonunda da derinliği henüz keşfedilmemiş bir uçurum...Çöl, sanatın boyunca alacağın mesâfe ve yoldur.Bu yolda kaybolabilir ve susuzluktan ölebilirsin.Karşılaştığın her vahâ bir sanat eserindir.Sana soğuk bir şerbet gibi gelir, yeniden ilerlemen için teşvik edicidir ve doğru yolda olduğunu gösterir.Vahâlar sana yetmiyecektir, doymacasız hedefine varmak için çölün sonundaki uçurumu arayacaksın.İşte bu uçurum, aklın sınırıdır.Bu bölgede uçuruma düşmeden, tehlikeli bölgede; yeni, görülmemiş, duyulmamış, icra edilmemiş, farklı, orjinal, bilinmeyen bir dünyanın şifrelerini veren rengârenk çiçekler görürsün.O çiçekler sana yeni ufuklar, yeni görüşler ve yeni hayallerin kapısını açar.Böylece seni sıra dışı ve farklı kılar.Şüphesiz donanımlı bir felsefî yapınız varsa tabi.Akıllı, zeki, entellektüel ve özel bir felsefi görüş sahibi olmak  gerekir.Bu statüye giden yol; hayalperest, gerçeküstücü, sayısız kitaplar okumuş, çok gezip görmüş ve Dünya edebiyatı klâsiklerini  ve çağdaş felsefî , romantik, sosyal edebî eserlere yabancı olmamanızdan geçer.Çok duyarlı, uyanık, gözlemci, dikkatli ve her manâsızlığa bir anlam verebilecek zekâya sahip olmak gerekir.Tesâdüf diye bir şey yoktur.Kâinat en büyük akıl, zekâ ve kudret ile yaratılmıştır.Bana, herhangi bir rengin, çizginin veya noktanın anlamsız veya tesâdüf olduğunu söyleyemezsiniz.Biliyosunki yeni şeyler, içinde bulunduğun durumun sınırındadır.Sınıra cesaretle, korkmadan, yılmadan yaklaş fakat çok dikkatli ol, ayağın kaymasın.İçinde güzellik duygusu olmalı daima.Her zaman seçici ol ve güzel olanı ara, seviyeni düşürme.Kolay beğenen, sıradan insan olma.Kendinle barışık ol, pozitif bir insan ol, içindeki o hayat dolu ışığını kaybetme.Daima aydınlan ve aydınlat.İçindeki ışığı hissedenlerle dost ol, onlara güvenebilirsin.Resim yetenek, estetik ve kültür ister.Her sanat eserin hayatın bir zaferidir.Eğer içtenlikli ve samimi isen, adeta canından, iç dünyandan, yüreğinden bir şeyler katıyorsan eserlerine, az da olsa tarihe iz bırakabilirsin.Hayatın içinde Doğa’nın ya da insanların, seni şöyle bir silkelediği, sarstığı zamanlar vardır. Güçlü ve zayıf, zalim ile mazlum öyküsü gibi zihninde ortaya çıkan kaos ya da güzellikler; oluştur beni der, sana. Dünya’nın iki önemli kavgası vardır;dinler arası ve zengin-yoksul savaşı,  bir de güzellikler.İnsanca yaşamak isteyen kitlelerin yanında yer almak zorundasın. Onların haklarını  savunurken  haksızın eline de koz vermeyeceksin.Güzellikleri de tarih adına özgün bir ifadeyle kaydedeceksin.Böylesine ince bir yol sanat.                                                                                       
Endişeli, karasız boş bir tuval seni bekler, sehpanın üstünde, çiz beni der, boya, bir şeyler yap.Kalem olur fırçan, duyguların rengârenk, şekiller ve biçimler seni oyalar, gizemli, birbirine doğurgan.O kadar çok şey katarsınki ruhundan, özdeşleşirsin tuvalinle.Artık kader arkadaşındır tuval.Kafanı hep meşgul eder, onun için araştırırsın, seçersin, bulur ve yüklersin.Zevkle, ihtimamla, titizlikle, severek çalışırsın.Seni hayata bağlar, varlığını hissedersin, artık sırdaşındır.Sana bağımlı bir dost, bir arkadaş olur.Özgür olacağı anı bekleyen kafesteki kuş gibidir.Senden bir parçadır o büyülü  yüzey, seyretmekten zevk alırsın.Çalışma bittiği zaman sana sorar, yaptığın işi beğendinmi, artık güzelmiyim? der.Varlığını simgeleyen bir gülümseme yüzünü aydınlatır, hayatın gerçekten bir anlamı olduğunu anlarsın.Yüreğindeki o anın heyecanı sana mutluluk verir.İnsan ilişkilerindeki ve Doğa karşısındaki tavrını, yine içindeki ışık sergilemiştir.Estetik ve felsefe ile yoğurup insanlarla paylaşmak üzere sergini açar, onları duygulandırır, düşündürür, hayrete sevk edersin.Ve tablon artık özgürdür.
Aslında güzel olan Allah’ın bizâtihi kendisidir.El Lâtif olan esma ile müsemmadır.Esma kulda tecelli eder, yaratandan izinle yaratılana  geçen bir nebze güzellik yaptığın esere yansımıştır.Şükret Allah’a, tuvaline güzellik ve bereket gelsin arkadaşım...     
Aydın Bilgin